"Toplumda bazı meslek ve uzmanlık alanlarının erkeklere, diğerlerinin ise kızlara daha uygun olduğu yönündeki basmakalıp yaklaşım hala mevcuttur.
Bu düşünce özellikle uzmanlık seçimi sırasında kendini gösterir. Şöyle ki, kızlar daha çok öğretmenlik, tıp, ekonomi ve muhasebe gibi alanlara yönlendirilirken, mühendislik, bilgi teknolojileri ve diğer teknik uzmanlıklar geleneksel olarak erkek meslekleri olarak kabul edilir. Oysa uzmanlık seçimi sırasında cinsiyet değil, kişinin ilgi alanı, yeteneği ve potansiyeli esas alınmalıdır".
Bu görüşü AzEdu.az'a yaptığı açıklamada eğitim konuları uzmanı Ramin Nureliyev kaydetti.
Uzman, gelişmiş ülkelerde kadınların inşaat, makine mühendisliği, jeoloji ve diğer mühendislik alanlarında da başarıyla faaliyet gösterdiğini belirtti:
"Bu alanlarda kadınların sayısının erkeklere kıyasla az olması, onların bu mesleklere uygun olmadığı anlamına gelmez. Ne yazık ki, toplumumuzda mühendisliğin esasen erkeklere ait olduğu yönünde yanlış bir algı hala mevcuttur.
Son yıllarda dönemin gereksinimlerine uygun olarak gençlerin yapay zeka, bilgi teknolojileri, bilgisayar mühendisliği ve bilgi güvenliği gibi alanlara ilgisi artmıştır. Çünkü gençler bu yönlerin iş piyasasında geniş imkanlar yarattığını ve gelir açısından umut vadeden olduğunu iyi anlamaktadırlar. Bu ilgi hem erkeklerde hem de kızlarda gözlemlenmektedir. Ancak mühendislik uzmanlıklarında kızların sayısı hala erkeklere kıyasla azdır. Aynı zamanda, pedagojik uzmanlıklarda kızların üstünlük sağladığını görüyoruz.
Bunun temel nedenlerinden biri ailelerde ve toplumda oluşmuş basmakalıp düşüncelerdir. Aday öğrenciler ve velilerle iletişim sırasında bu tür durumlarla sık sık karşılaşıyoruz. Örneğin, uzmanlık seçimi sırasında kız öğrencinin puanı arzuladığı öğretmenlik uzmanlığına yetmediğinde ona mühendislik uzmanlıklarını teklif ediyoruz. Ancak bazı veliler bu teklifi kabul etmiyorlar. Sebep olarak ise kızlarının gelecekte mühendis olarak çalışmasını istemediklerini gösteriyorlar.
Hatta bazı veliler, kızları evlendikten sonra eşlerinin, erkek meslektaşlarının üstünlük sağladığı bir ortamda çalışmalarına rıza göstermeyebileceğini düşünüyorlar. Onların fikrince, öğretmenlik daha uygun bir meslektir. Çünkü okullarda kadın öğretmenlerin sayısı çoktur ve bu alanda aile açısından sorun yaşanmayacaktır".
Bu tür yaklaşımlar, kızların arzuladıkları uzmanlıklara sahip olmalarına ve gelecekteki kariyer seçimlerine ciddi etki etmektedir.
"Ne yazık ki, bazen mühendislik veya ekonomi alanında yüksek öğrenim görmüş kadınların da evlendikten sonra eşleri tarafından çalışmalarına kısıtlama getirildiğine şahit oluyoruz. Bu ise sadece kızların değil, genel olarak toplumun meslek ve çalışma faaliyetleriyle ilgili yaklaşımlarının değişmesi gerektiğini göstermektedir.
Diğer yandan, bu basmakalıp düşünceler erkeklerin de meslek seçimine etkisiz kalmamaktadır. Örneğin, öğretmenlik uzmanlığında maaşın düşük olması ve bu mesleğin daha çok kadınlara uygun kabul edilmesi erkek aday öğrencilerin pedagojik alana ilgisini azaltmaktadır. Sonuç olarak, ortaöğretim okullarında erkek öğretmen sayısının az olmasının nedenlerinden biri de işte bu yaklaşımdır.
Düşünüyorum ki, artık toplumda bu düşünce tarzı değişmelidir. Meslekleri kadın veya erkek mesleği olarak sınıflandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Nasıl ki, tıp alanında kadın ve erkek uzmanların faaliyet göstermesi normal karşılanıyorsa, aynı tutum mühendislik ve pedagojik alanlara da gösterilmelidir. Bu yönde bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, velilere ve gençlere meslek seçiminin cinsiyete göre değil, kişisel ilgi, yetenek ve potansiyele dayanması gerektiği açıklanmalıdır".