Mezunların sadece yüzde 3,2'si uzmanlık seçimini tamamen kişisel ilgi alanlarına göre yapmıştır. Bu gösterge, adayların uzmanlık seçimini etkileyen faktörleri ve gençlerin mesleki yönelimlerinde ilgi alanlarının ne ölçüde dikkate alındığını gündeme getiriyor.
Merak ediliyor, adayların uzmanlık seçimini kişisel ilgi alanlarından daha çok hangi faktörler etkiliyor? Gençlerin sevdikleri alan yerine başka uzmanlıkları tercih etmesi, gelecekte onların mesleki faaliyetlerini ve iş piyasasındaki konumlarını nasıl etkileyebilir?
Konuyla ilgili AzEdu.az'a açıklama yapan eğitim uzmanı Əlmusa Atamaliyev, mezunların sadece yüzde 3,2'sinin uzmanlık seçimini tamamen kişisel ilgi alanlarına göre yapmasının düşündürücü bir gösterge olduğunu belirtti:

“Bu, gençlerin çoğunun uzmanlık seçerken sadece neyi sevdiklerini değil, aynı zamanda gelecekte hangi alanda iş bulabileceklerini, ne kadar kazanç elde edeceklerini ve ailelerinin beklentilerini de göz önünde bulundurduğunu gösteriyor.
Buradaki temel meselelerden biri, iş piyasasındaki durumla ilgili endişelerdir. Aday, hangi uzmanlığı bitirirse daha çabuk iş bulabileceğini ve gelecekte maddi açıdan daha rahat yaşayabileceğini düşünür.
Bazı durumlarda ebeveynlerin seçimi, toplumun belirli mesleklere daha fazla itibar etmesi, yüksek puan toplama ve üniversiteye kabul edilme isteği de gencin kararını etkiler. Bazen aday sevdiği uzmanlığı değil, puanının yettiği ve gelecekte daha fazla imkan sağlayacağını düşündüğü alanı seçer.
Ancak bir noktayı unutmamak gerekir: iş piyasasında talep edilen uzmanlığı seçmek önemlidir, ancak bu seçim gencin ilgi alanları ve yetenekleriyle uyumlu olmalıdır.
Çünkü insanın sevmediği bir alanda uzun süre başarı elde etmesi daha zor olabilir. Tabii ki bu, o kişinin mutlaka başarısız olacağı anlamına gelmez. Ancak işe isteksiz yaklaşma, motivasyonun azalması ve mesleki gelişim için ek çaba göstermek istememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Diğer yandan, gencin ilgi gösterdiği alanın iş piyasasındaki imkanlarını araştırmadan seçim yapması da doğru bir yaklaşım değildir. Sadece sevdiği alana öncelik vermek yeterli değildir. O alanda hangi becerilerin talep edildiğini, iş imkanlarını ve gelecekteki gelişim perspektiflerini de öğrenmek gerekir.
En doğru seçim, kişisel ilgi alanlarının, yeteneklerin ve iş piyasasının taleplerinin örtüştüğü noktadadır.”
Burada sorumluluğu sadece adayın üzerine yüklemek olmaz:
Okullarda mesleki yönlendirme çalışmaları daha sistemli kurulmalı, öğrencilere uzmanlıklar hakkında sadece bilgi verilmemeli, onların yetenekleri ve eğilimleri de belirlenmelidir. Gençler üniversiteye kabul edildikten sonra değil, daha erken yaşlardan itibaren çeşitli mesleklerle tanışmalı, o alanlarda çalışan insanlarla iletişim kurmalı ve gerçek iş ortamını görmelidirler.
Unutmamalıyız ki, üniversiteye kabul edilmek amacın sonu değil, profesyonel hayatın başlangıcıdır. Genç sadece diploma almak için değil, gelecekte kendini gerçekleştirebileceği bir alanda uzmanlaşmak için uzmanlık seçmelidir.
Çünkü doğru uzmanlık seçimi sadece iş bulma meselesi değil, aynı zamanda insanın gelecekteki hayatından ne ölçüde memnun olacağını belirleyen önemli kararlardan biridir.”