Birçok aday 150-190 puan aralığında bir sonuçla da belirli uzmanlıklara kabul edilebilmektedir. Onlar ilk aşamada esasen kabul olmayı hedefleseler de, kabulden sonraki aşamayı her zaman yeterince dikkate almazlar.
Merak ediliyor ki, bu puan aralığında kabul olan adayların sonraki akademik göstergeleri hangi seviyede olur? Bu öğrenciler yükseköğretim ortamına ne derecede uyum sağlayabilir ve öğretim programını başarıyla benimsemekte zorluk çekerler mi?
AzEdu.az'a konuyla ilgili BDU'nun öğretim görevlisi, bilim ve eğitim uzmanı Səbuhi Abdullayev konuştu.
O, temel bilimler alanındaki uzmanlıklara kabul sırasında belirli kısıtlamalar ve minimum gereksinimler getirilmesi gerektiğini belirtti:
“Ben yükseköğretim kurumunda öğretim görevlisi olarak bu sorunla sık sık karşılaşıyorum. Örneğin, fizik fakültesinde ders verirken öğrencilerin matematik bilgilerinin çok düşük seviyede olduğunu gözlemliyorum. Hatta bazen anketler sırasında bazılarının matematikten sadece 5 doğru cevap yazarak sınavı geçtiği ortaya çıkıyor.
Hayal edelim ki, genel puanı yaklaşık 200 olan bir aday artık yükseköğretim kurumunda öğrencidir ve temel bilim alanı olan fiziği öğrenmelidir. Bu alanda başarı elde etmek için ise güçlü bir matematiksel temel önemlidir. Sanırım ki, tam da bu gibi temel bilimler alanındaki uzmanlıklara kabul sırasında belirli kısıtlamalar ve minimum gereksinimler getirilmelidir.”
O, düşük puanla üniversiteye kabul olan öğrencilerin eğitim süresince ciddi zorluklarla karşılaştığını ekledi:
“Diğer yandan, ekonomi, turizm, yönetim, pazarlama, ekoloji ile ilgili uzmanlıklar veya sanat alanları var ki, burada daha çok pratik beceriler ön plana çıkıyor. Bu uzmanlıklara düşük puan aralığında kabul olan öğrencilerin çoğu yeterince yüksek sonuç toplamadan üniversiteye giriyor ve eğitim süresince belirli zorluklarla karşılaşıyor.
Sonuç olarak, akademik borçlar oluşuyor, bazı durumlarda öğrenciler eğitimi yarıda bırakıyorlar. Bu açıdan, özellikle spesifik ve temel bilgi gerektiren uzmanlıklar için minimum geçiş puanlarının belirlenmesi onların gelecekteki perspektiflerine olumlu etki edebilir. Bu yaklaşım aynı zamanda adayların da daha doğru seçim yapmasına, kendi potansiyellerine uygun alanlara yönelmesine ve gelecekte daha başarılı sonuçlar elde etmesine olanak sağlar.”