Otizm spektrum bozukluğu ile ilgili son yıllarda dünya genelinde farkındalık artsa da, tanının geç konulması hala küresel bir sorun olmaya devam etmektedir.
Azerbaycan Psikoloji Akademisi (APAK) konuyla ilgili ilginç, dönemin çağrılarına cevap veren bir yazı hazırladı ve ebeveynlere çağrıda bulundu.
İşte o yazı:
Rahatsız edici belirtileri birçok durumda ebeveynler çocuğun hayatının ilk yıllarında gözlemleseler de, çeşitli nedenlerden dolayı uzmana başvurmakta gecikiyorlar.
Oysa modern bilimsel veriler, erken teşhis ve erken rehabilitasyonun çocuğun gelecekteki gelişimini önemli ölçüde etkileyebileceğini göstermektedir. Araştırmalar ve deneyimlerimiz, otizmin bazı belirtilerinin hayatın ilk yılından itibaren gözlemlenebileceğini göstermektedir. Adı söylendiğinde tepki vermemek, göz temasının sınırlı olması, jest ve mimiklerden az kullanmak, sosyal etkileşimde zorluklar veya konuşma gelişiminde gecikme, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken sinyaller arasındadır. Deneyimli bir uzman tarafından yapılan değerlendirme ile otizm tanısı çoğu durumda 2 yaş civarında güvenilir bir şekilde belirlenebilir.
Ne yazık ki, pratikte ebeveynlere sık sık "biraz büyüsün, konuşur", "erkek çocukları geç konuşur", "daha erken" gibi düşünceler hakim olmaktadır. Bu yaklaşım ise bazen ayların, hatta yılların kaybedilmesine neden olur. Oysa gelişim alanında zaman özel bir önem taşır. Erken dönemde beynin plastisitesi daha yüksek olduğundan, doğru planlanmış rehabilitasyon programlarının etkinliği de daha yüksek olur. Modern yaklaşımda amaç sadece tanı koymak değildir. Asıl amaç çocuğun güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek, bireysel gelişim planı hazırlamak ve potansiyelini maksimum düzeyde ortaya çıkarmaktır.
Bu nedenle otizmli çocukların desteklenmesinde psikiyatrist, psikolog, logoped, özel eğitimci ve ailenin birlikte işbirliği önemli rol oynar. Son dönemlerde yapılan araştırmalar, ebeveyn katılımlı erken müdahale programlarının da önemli olduğunu göstermektedir.
Aile üyelerinin günlük hayat dahilinde uyguladığı iletişim ve gelişim desteği yöntemleri rehabilitasyon sürecinin etkinliğini artırır. Bu nedenle modern rehabilitasyon sadece çocuğa değil, aynı zamanda aileye yönelik bir süreç olarak kabul edilir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından otizmli bireylerin gelişimi için erken teşhis, kanıta dayalı psikososyal müdahaleler, kapsayıcı eğitim ve toplum desteğinin önemi özellikle vurgulanmaktadır. Uzmanlar, otizmle ilgili en büyük farkı yaratan faktörlerden birinin tanının adı değil, çocuğun ne kadar erken ve kaliteli destek alması olduğunu düşünmektedirler.
Azerbaycan Psikoloji Akademisi açıklamasında, otizm alanında temel önceliğin ebeveynlerin bilinçlendirilmesi, erken değerlendirmenin teşviki ve bilimsel temelli rehabilitasyon hizmetlerinin erişilebilirliğinin artırılması olduğunu belirtmektedir. Çünkü zamanında gösterilen destek, bir çocuğun sosyal, akademik ve günlük yaşam becerilerinin oluşmasında önemli rol oynayabilir. Otizmli çocukların geleceğini belirleyen temel faktör tanının kendisi değil, ihtiyaçlarının ne kadar erken belirlenmesi ve bu ihtiyaçlara ne kadar sistemli bir şekilde cevap verilmesidir.