Bir dizi “eğitim uzmanı” var ki, çeşitli sosyal platformları kullanarak şöhret kazanmaya çalışıyor ve velilere, aynı zamanda öğrencilere yanlış bilgiler yayıyorlar.
Bu tür tırnak içinde uzmanlar öğretim yılı boyunca görünmez, sadece kabul mevsimi başladığında ortaya çıkar, sınav süreçleriyle ilgili yanlış ve bazen de tamamen asılsız iddialarla kamuoyunu yanıltırlar.
Veliler ve öğrenciler kabul konularıyla ilgili doğru uzman seçimini nasıl yapmalılar, hangi kriterlere dayanarak kendilerine sunulan bilginin güvenilir olup olmadığını ayırt edebilirler ve genel olarak bu alanda fikir belirten kişinin gerçek mesleki hazırlığı ve tecrübesi hangi göstergelerle belirlenmelidir?
Konuyla ilgili AzEdu.az'a açıklama yapan eğitim uzmanı Elçin Efendiyev'in (Efendi) sözlerine göre, maalesef eğitim alanıyla ilgisi olmayan çeşitli meslek sahipleri, özellikle de sınavlar arifesinde sanki yağmurdan sonra mantar gibi ortaya çıkarak insanları yanlış yöne yönlendiriyorlar:

“Bunun olumsuz sonuçlarını ise hem veliler, hem de biz bu alanda çalışanlar hissediyoruz. Bazen öyle açıklamalar yapılıyor ki, onlar gerçeklikle hiçbir uyum sağlamıyor. Gerçek dışı ve yanlış fikirler geniş çapta yayılıyor. Örneğin, 60 puan toplayan herkesin tasarım bölümüne kabul olabileceği iddia ediliyor. Halbuki bu doğru değil. 60 puan sadece yarışmaya katılmak için yeterli olabilir, kabul için ise bu puan yeterli olmayabilir.
Diğer bir yanlış bilgi ise, güya önceki tarihlerde sınava girmiş adayların (örneğin, 5 Mart, 9 Mart veya 15 Mart) 19 Nisan'da yapılacak mezuniyet sınavına yeniden katılabilecekleridir. Bu da tamamen asılsız ve gerçeğe uygun olmayan bir bilgidir. Bu tür bilgiler esasen velilerin dikkatini çekmek ve onları aldatmak amacını taşır.
Peki bu tür bilgileri kimler yayıyor? Maalesef kendilerini “eğitim uzmanı” veya “eğitim profesyoneli” olarak tanıtan, ancak bu alanda hiçbir uzmanlığı veya ciddi tecrübesi olmayan kişiler. Bazıları sosyal ağlarda faaliyet gösteren blog yazarlarıdır, bazıları ise tamamen farklı alanlarda eğitim almış insanlardır. Onların ne kabul programı hakkında yeterli bilgisi var, ne de “Eğitim Hakkında” ve “Genel Eğitim Hakkında” mevzuattan haberleri var. Buna rağmen, çeşitli platformlarda konuşarak yanlış ve yanıltıcı fikirler dile getiriyorlar.
Bu ise sonuç olarak velilerin yanlış kararlar vermesine neden oluyor. Bu yüzden veliler bu konuda son derece dikkatli olmalıdırlar”.
Eğitim alanında fikir belirten kişilerin en azından bu alana uygun uzmanlığa sahip olmaları önemlidir:
“Bu, eğitim yönetimi, eğitimin idaresi veya diğer uygun alanlar olabilir. Örneğin, bir siyaset bilimci devletin eğitim politikası hakkında genel fikirler dile getirebilir, ancak kabul programları veya eğitim mevzuatı ile ilgili detaylı ve profesyonel görüş vermesi doğru değildir.
Aynı zamanda, gazetecilik eğitimi almış bir kişi eğitim alanındaki bilgileri kamuoyuna ulaştırabilir, ancak bu, onun uzmanlaşma, kabul kuralları veya mevzuatla ilgili uzman olarak konuşması anlamına gelmez. Ayrıca, teknik alanlarda eğitim almış kişilerin de kendilerini eğitim uzmanı olarak tanıtması doğru bir yaklaşım olarak kabul edilmez.
Veliler şunu göz önünde bulundurmalıdır ki, profesyonel uzman denildiğinde sadece diploma yeterli değildir. Bu alanda uzun yıllar, en az 10-15, ideal olarak ise 20 yıla yakın tecrübe de önemli rol oynar. Buna ek olarak, bu kişiler kabul sınavı programlarını, eğitim mevzuatını ve genel sistemin işleyiş prensiplerini derinlemesine bilmelidirler.
Örneğin, sosyal ağlarda sık sık “geçiş puanları açıklandı” gibi başlıklarla paylaşımlar yapılır. Halbuki gerçek durumda geçiş puanları önceden açıklanmaz. Sadece yarışma sonucunda oluşur. Paylaşılan rakamlar ise çoğu durumda önceki yılların göstergeleridir ve yanlış sunulur.
Bu nedenle veliler bilgi kaynaklarını doğru seçmelidirler. Daha çok resmi kurumların açıklamalarına, tanınmış ve güvenilir uzmanların fikirlerine öncelik vermek gerekir. Özellikle de devlet televizyonlarında ve resmi denetimde olan kitle iletişim araçlarında konuşan uzmanlara güvenmek daha uygun olacaktır.
Sonuç olarak, veliler aldatıcı ve asılsız bilgi yayan kişilerden uzak durmalı, çocuklarının geleceğiyle ilgili karar verirken sadece güvenilir ve profesyonel kaynaklara dayanmalıdırlar. Bu, hem öğrencilerin doğru yönlendirilmesi, hem de genel eğitim ortamının sağlıklı hale getirilmesi açısından son derece önemlidir”.