Dijital teknolojilerin hızlı gelişimiyle paralel olarak siber güvenlik meseleleri hem milli güvenlik hem de eğitim politikasının temel önceliklerinden birine dönüşmüştür. Bu bağlamda bakanlık yetkilisi konuşması sırasında üniversitelerde siber güvenlik laboratuvarlarının kurulmasının önemini özellikle vurgulamıştır.
Konuyla ilgili AzEdu.az'a açıklama yapan Bilim ve Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Kamu Şurası Başkan Yardımcısı Pərvanə Məmmədova yaklaşımın son derece doğru ve zamanında atılmış bir adım olduğunu belirtmiştir:

"Çünkü siber güvenlik artık sadece teknik bir alan olmaktan çıkarak milli güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve vatandaşların kişisel verilerinin korunmasıyla doğrudan bağlantılı stratejik bir yöne dönüşmüştür. Dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde devlet kurumlarından özel sektöre, hatta bireysel kullanıcılara kadar herkes potansiyel siber risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu açıdan, siber güvenlik alanında profesyonel kadroların yetiştirilmesi milli bir öncelik olarak değerlendirilmelidir.
Üniversitelerde siber güvenlik laboratuvarlarının kurulması, öğrencilere sadece teorik bilgilerle yetinmeyip, bu bilgileri gerçek siber saldırı senaryoları üzerinde uygulama imkanı sunmaktadır. Bu laboratuvarlar aracılığıyla öğrenciler, risklerin zamanında belirlenmesi, saldırıların önlenmesi, sistemlerin korunması ve olaylara operatif tepki verilmesi gibi önemli pratik beceriler kazanmaktadırlar. Sonuç olarak, mezunlar iş gücü piyasasına daha hazırlıklı ve esnek bir şekilde entegre olabilmektedirler.
Bu tür laboratuvarlar aynı zamanda yükseköğretim sistemi ile iş gücü piyasası arasında mevcut olan boşluğun giderilmesine hizmet etmektedir. Modern laboratuvar ortamı, öğrencileri gerçek iş koşullarına yakın bir ortamda yetiştirir, yerel siber güvenlik uzmanlarının yetiştirilmesini hızlandırır ve uzun vadede yabancı uzmanlara ve teknolojik bağımlılığın azalmasına zemin hazırlar. Bu ise ülkenin genel dijital güvenlik potansiyelinin güçlendirilmesi açısından oldukça büyük önem taşımaktadır".
Uluslararası deneyim göstermektedir ki, siber güvenlik laboratuvarları sadece teknik ekipmanlarla donatılmış mekanlar olarak değil, karmaşık ve sürdürülebilir ekosistemler şeklinde kurulmalıdır
"Örneğin, ABD'de Carnegie Mellon University'nin CyLab modeli akademik ortam, sanayi ve devlet kurumları arasında sıkı işbirliğine dayanır ve bilimsel araştırmalarla pratik uygulamaları bir araya getirir. MIT siber güvenlik meselelerine sadece mühendislik prizmasından yaklaşmaz, aynı zamanda hukuki, etik ve siyaset yönlerini de öğretim sürecine entegre eder. University of Oxford ise siber güvenlik alanında etik normların ve hukuki çerçevelerin oluşturulmasını öncelikli bir yön olarak öne çıkarır.
Bu yaklaşımların Azerbaycan üniversitelerinde de uygulanması, pratik becerilere sahip, modern çağrılara cevap veren ve küresel ölçekte rekabet edebilir kadroların yetiştirilmesine ciddi katkı sağlayabilir. Aynı zamanda bu, ülkenin dijital egemenliğinin güçlendirilmesine, siber güvenlik alanında kurumsal sürdürülebilirliğin sağlanmasına ve gelecekteki risklere karşı daha hazırlıklı olmasına olanak tanıyacaktır".