17 Haziran 2021 tarihinde Eğitim Öğrenci Kredisi Fonu kurulmuştur. Fon sayesinde akademik başarıları yüksek olan öğrencilerin yıllık eğitim ücretleri ödenmektedir. Öğrenci mezun olduktan sonra ise bu meblağı 10 yıl içinde fona geri ödemelidir. Bu mekanizma öğrenciye eğitim ücretini zamanında ödemede yardımcı olmakla birlikte, aynı zamanda mezunu uzun süre kredi yükümlülüğü altında tutmaktadır.
Böyle bir durumda şu soru ortaya çıkmaktadır: Eğitim Öğrenci Kredisi öğrenciye gerçekten destek mi oluyor, yoksa onu borç yükü altına mı sokuyor?
AzEdu.az'a konuyla ilgili Bilim ve Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Kamu Kurulu Sekreteri Günay Akbərova konuştu.
Mülakatçımız, bugün binlerce ailenin çocuklarının yükseköğrenim veya mesleki eğitimine devam etmesini istediğini, ancak yıllık eğitim ücretini tek seferde ödemekte zorlandığını belirtmiştir:
"Bu soruya cevap verirken bence temel mesele niyete ve mekanizmanın felsefesine bakmaktır. Eğitim Öğrenci Kredisi Fonu'nun kurulmasındaki ana amaç genci borçlu kılmak değil, eğitimin dışında kalmasını engellemektir. Bugün gerçeklik şudur ki, binlerce aile çocuklarının yükseköğrenim veya mesleki eğitimine devam etmesini istiyor, ancak yıllık eğitim ücretini tek seferde ödemekte zorlanıyor. Fon tam da bu noktada öğrenci ve veli için bir nefes alma alanı yaratıyor.
Eğitim Öğrenci Kredisi öğrenciye ilk olarak zaman kazandırır. Genç, “eğitim ücretini şimdi nasıl ödeyeyim?” stresiyle değil, okuduğu bölümü benimsemeye odaklanarak eğitim alır. Veli için ise bu mekanizma, aile bütçesini bir anda sarsan büyük mali yükü uzun vadeli ve planlı bir yükümlülüğe dönüştürür. Bu, özellikle düşük gelirli ve sosyal açıdan hassas aileler için çok ciddi bir avantajdır".
Fon, öğrenciyi mezun olduktan sonra da yalnız bırakmıyor:
"Dünya deneyimine baktığımızda, bu modelin yeni ve riskli bir yaklaşım olmadığını görüyoruz. Örneğin, ABD, Büyük Britanya ve Avustralya gibi ülkelerde öğrenci kredileri on yıllardır uygulanmakta ve yükseköğretimin yaygınlaşmasında temel araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu ülkelerde de mezunlar eğitim için hemen değil, gelir elde ettikten sonra ödeme yapmaya başlarlar. Yani felsefe aynıdır: önce eğitim, sonra aşamalı sorumluluk.
Azerbaycan gerçekliğinde ise Eğitim Öğrenci Kredisi Fonu'nun ayırt edici yanı, sosyal odaklı olmasıdır. Akademik başarıları yüksek olan öğrenciler için kredi miktarının belirli bir kısmının affedilmesi, sosyal kredilerin mevcudiyeti, yaş sınırlamasının olmaması, aynı aileden birden fazla çocuğun bu imkandan yararlanabilmesi – tüm bunlar mekanizmanın sadece finansal değil, sosyal adalet aracı olarak kurulduğunu göstermektedir.
Diğer önemli bir nokta ise, Fon'un öğrenciyi mezun olduktan sonra da yalnız bırakmamasıdır. Mezunların istihdamının desteklenmesi, finansal okuryazarlık eğitimleri, kariyer ve staj programları bu mekanizmanın sadece “para ver, sonra geri al” prensibiyle çalışmadığını kanıtlamaktadır. Bu yaklaşım veli için de güven yaratır: çocuğunun geleceği sadece kredi yükümlülüğü ile değil, destek mekanizması ile birlikte düşünülür".
Bu nedenle ben bu soruya şöyle bakıyorum:
Eğitim Öğrenci Kredisi, öğrenciyi borç yükü altına sokmak için değil, eğitime erişimi sağlamak ve gelecek için fırsat yaratmak amacıyla mevcuttur. Eğer bu mekanizma olmasaydı, bugün binlerce genç ya eğitimini yarıda bırakır ya da genel olarak yükseköğrenim ve mesleki eğitimin dışında kalırdı.
Son olarak şunu belirtmek isterim ki, Eğitim Öğrenci Kredisi bir “borç hikayesi” değil, eğitime inanç hikayesidir. Doğru kullanıldığında bu mekanizma hem öğrenci, hem veli, hem de bir bütün olarak toplum için insan sermayesine yapılan stratejik bir yatırımdır".