2025 yılının son günlerini yaşıyoruz. Bu yıl Azerbaycan için akılda kalacak olaylarla zengin oldu. Bu zenginlik kendini eğitimde de gösterdi. Eğitimde yaşanan hem olumlu hem de olumsuz süreçler dikkat merkezinde kaldı. Kadrolardaki değişiklikler, sınav modellerine dair tartışmalar, Bilim ve Eğitim Bakanı'nın, aynı zamanda Devlet Sınav Merkezi'nin yönetiminin açıklamaları 2025 yılının eğitim gündemini daima aktif tuttu.
Eğitimden bahsederken “eğitim uzmanı” imajını göz ardı etmek mümkün değil. Gazetecilerin ve kamuoyunun en çok başvurduğu adreslerden biri de onlardır. Ancak bu yıl hem Bakanlık hem de DİM tarafından bu kategoriye dahil edilen bazı kişiler sert bir şekilde eleştirildi. Bakan Emin Emrullayev, kendini “eğitim uzmanı” olarak adlandıran belirli kişilerin eğitimle ilgili bilgileri yanlış sunduğunu belirtti. Meleyke Abbaszade de benzer bir yaklaşım sergileyerek, bazılarını açıkça “iş adamı” olarak adlandırdı.
Aslında, “uzman” kelimesinin Latince anlamı “deneyimli kişi” demektir. Ancak öyle görünüyor ki, Azerbaycan'da bu unvan bazı insanlar için sadece sosyal ağlarda aktif olmak, sınav arifesinde gündeme gelmek ve kendini bu adı kullanarak tanıtmak aracına dönüşmüştür. TikTok'ta canlı yayınlar, asılsız vaatler, motivasyon adı altında bilgi kirliliği - bunlar artık birçok kişinin “uzmanlık aracı”dır.
Statüden feragatler ve kamusal “iptaller”
Azerbaycan eğitiminde “eğitim uzmanı” kavramını ilk gündeme getiren kişi eski milletvekili Etibar Aliyev olmuştur. Uzun yıllar eğitim konularında konuşmalar yapan, medyada ve kamusal tartışmalarda aktif görünen E. Aliyev, 2025 yılında bu statüden resmi olarak feragat etmiştir. O, artık bu alanda faaliyet göstermeyeceğini belirterek dikkatini bilimin popülerleştirilmesine yöneltmiştir.
2025 yılında adı en çok tartışılan kişilerden biri de uzun yıllar “eğitim uzmanı” olarak tanınan Kamran Esedov oldu. Onun faaliyeti bu yıl tamamen başka bir bağlamda gündeme geldi. Devlet Sınav Merkezi'nin düzenlediği sınavlarda bir grup adaya gizli teknik araçlardan yararlanma imkanı sağlamakla suçlanmasıyla ilgili hakkında ceza davası açıldı ve mahkeme süreci başladı. Esedov kendini suçlu bulmadığını belirtse de, bu olay toplumun ona olan yaklaşımında bir dönüm noktası yarattı. Artık geniş kamuoyu tarafından onun “eğitim uzmanı” statüsü kabul edilmiyor. Bu unvan daha çok şüphe ve itirazla karşılanıyor. Böylece, bu yıl onun faaliyeti gösterdi ki, şöhretle kazanılan itibar bir noktada sorumluluk ve güven kriziyle kaybedilebilir.
Toplumun inandığı simalar hala var
Tüm bu süreçlere rağmen, sosyal medyada ve medyada konuşan öyle kişiler de var ki, devlet kurumlarından gelen eleştirilere rağmen, toplum onlara inanmaya devam ediyor. Onlar yılların gözlemi, araştırmaları ve net duruşuyla dinleyicinin gözünde hala güvenilir bir kaynak sayılıyorlar.
Sınav arifesinde ortaya çıkan “eğitim uzmanları”
Özellikle sınav döneminde ortaya çıkan ve yılın diğer aylarında neredeyse görünmeyen “eğitim uzmanları” yeni bir fenomen olarak şekillenmiştir. Onlar o zaman sosyal ağlarda aktifliği artırır, velilerin endişesinden faydalanır, çoğu zaman bilimsel temeli olmayan vaatler verirler. Sınavlar bittikten sonra ise hem kendileri hem de sayfaları sessizliğe gömülür. Bu da gösteriyor ki, bir kısmı için uzmanlık statüsü maddi kazanç aracıdır.
Yurt dışında uzmanlık kriterleri
Yabancı ülkelerde ise uzmanlık kavramı daha sert kriterlerle belirlenir. Orada bu statüyü taşımak için sadece eğitim alanında olmak değil, somut sonuçlar ortaya koymak, araştırmalar yapmak, sorumluluk taşımak talep edilir. Üniversite profesörleri, eğitim araştırmacıları, alanında reform hazırlayan pratik uzmanlar bu statüye sahip olabilirler. Sosyal medyada popülerlik veya kurs açmakla uzman adını kazanmak mümkün değildir.
“Journal of Pedagogy” dergisinde Monika Simakova belirtiyor ki, medyada konuşanların yaklaşık yarısı quasi-uzman, yani görünüşü uzman, bilgileri ise yetersiz kişilerdir.
Uzmanlık sorumluluğu
Bu statüyü taşımak için “ben eğitimdeyim” demek yeterli değil. Çünkü eğitimin içinde olmak herkesi profesyonel yapmaz. Yurt dışında uzman dendiğinde, karar verildiğinde fikrine ihtiyaç duyulan, konuştuğunda dinlenilen, eleştirdiğinde argümanı olan kişi kastedilir. Bizde ise bazen bu kavram bilgiden daha çok cesaret gerektirir, yanlış olsa bile konuşma cesareti.
2025 yılı sadece takvimde sona eren bir yıl olmadı. Bu yıl kendini “eğitim uzmanı” olarak adlandıranları tanımak, maskeleri çıkarmak ve gerçek bilgiyle gürültüyü ayırt etmek yılı oldu. Kim yılların tecrübesine dayanarak konuştu, kim sosyal ağ paylaşımları ve cafcaflı konuşmalarla dikkat çekmeye çalıştı. Hepsi açıkça görünmeye başladı. Bu yıl ispat etti ki, eğitimde “uzman” olmak statü değil, sorumluluktur. Ve bu sorumluluğu herkes taşıyamadı. 2025 yılı Azerbaycan'da eğitim alanında aynı zamanda eğitim uzmanı kurumunun iflası olarak tarihe geçti.