Azedu.az

Özel okullarda sertifikasyon - “O öğretmenler sınavdan geçmelidir”

Sertifikasyon

6 phrase_var_language.ay3 2026, 12:05
Özel okullarda sertifikasyon - “O öğretmenler sınavdan geçmelidir”

Azerbaycan'da özel eğitim kurumlarının sayısının artması, öğretmenlerin faaliyetlerine yönelik tek tip bir yaklaşımın uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Milli Meclis milletvekili Bahtiyar Aliyev bu konuyu parlamentonun Bilim ve Eğitim Komitesi toplantısında gündeme getirmiştir.

Devlet okullarında sertifikasyondan geçemeyen öğretmenlerin özel eğitim kurumlarında çalışmasının soru işaretleri doğurduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, özel okullarda çalışan öğretmenlerin de sertifikasyona tabi tutulması önemli kabul edilmiştir.

Merak konusu, özel okullarda çalışan öğretmenlerin de sertifikasyona tabi tutulması gerçekten önemli midir?

Konuyla ilgili olarak AzEdu.az'a felsefe doktoru, Azerbaycan Genç Bilim İnsanları, Doktora Öğrencileri ve Yüksek Lisans Öğrencileri Derneği Başkanı İlgar Orucov açıklama yapmıştır.

178981

Özel okul ücretli olabilir, ancak öğrenci devletin vatandaşıdır. Onu yetiştiren öğretmen de devletin tek tip standardına cevap vermekle yükümlüdür:

" Bahtiyar Bey tarafından ileri sürülen bu teklifin, Azerbaycan eğitim sisteminde devlet ve özel sektör arasındaki standartların birleştirilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Devlet ve özel sektör arasında tek tip standartların varlığını tesadüfen belirtmedim. Bu yaklaşımın, özel sektörün de devletin beklentileri çerçevesinde gelişmesine yol açabileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda, standartların eşitlenmesi rekabeti daha da güçlendirebilir ve hızlandırabilir.

Özel okullarda sertifikasyonun uygulanması ise çeşitli etkilerle akılda kalabilir. Devlet tarafından yürütülen sertifikasyon, özel sektörün iç değerlendirme mekanizmalarından bağımsız olarak öğretmenlerin minimum mesleki standartlara cevap vermesini sağlayan harici bir izleme mekanizması rolünü oynayabilir. Yani devlet, öğretmenler için belirli bir minimum standart belirler. Özel okulda çalışan bir öğretmen bu standarttan daha yüksek bir profesyonelliğe sahip olabilir, ancak en azından o minimum seviye zaten belirlenmiş olur. Bu, oldukça doğru bir yaklaşımdır.

Öğrencilerin devlet sınavlarına, örneğin mezuniyet sınavlarına katıldığını göz önüne alırsak, onları hazırlayan öğretmenlerin de tek tip bir metodolojik temele sahip olması devlet tarafından talep edilebilir. Yani devlet diyebilir ki, bu benim belirlediğim standarttır ve sen belirli bir ücret karşılığında öğrenciyi bu sınava hazırlıyorsan, o minimum devlet standartlarına uygun çalışmalısın. Sonuçta bu çocuk benim ülkemin vatandaşıdır ve sen de çaba göstererek devletin belirlediği minimum gereklilikler çerçevesinde faaliyet göstermelisin. Bununla birlikte, öğretmenlere yönelik tutum ve yaklaşım da bu çerçevede şekillenmelidir.

Aynı zamanda sertifikasyon, o öğretmenler özel eğitim kurumlarında çalışsalar bile, onların sürekli kendilerini geliştirmelerine ve modern öğretim metotlarını benimsemelerine de teşvik edecektir".

Tek tip sertifikasyon uygulanmazsa, IB veya Cambridge gibi uluslararası akreditasyonlar en etkili alternatiftir. Bu programlar öğretmenler için öyle ciddi bir eğitim ve değerlendirme şartı koyar ki, bu da kendi başına yüksek bir profesyonellik sertifikası demektir:

"Bununla birlikte, burada alternatif yaklaşımların da mevcut olduğunu belirtmek gerekir. Örneğin, eğer tek tip devlet sertifikasyonu uygulanmazsa, özel okullar kendi profesyonellik seviyelerini hangi araçlarla koruyabilir ve geliştirebilir? Bu doğrultuda çeşitli mekanizmalar mümkündür.

Öncelikle uluslararası akreditasyon önemli ve etkili bir alternatif araç olarak öne çıkabilir. Bu, belirli bir anlamda tek tip sertifikasyon modelini de ikame edebilecek bir araç olarak değerlendirilebilir. Uluslararası akreditasyon denildiğinde, örneğin International Baccalaureate (IB) veya Cambridge gibi uluslararası eğitim programlarına okulun katılması kastedilmektedir. Bu tür programlara üye olmak, öğretmenler için oldukça ciddi uluslararası eğitim, hazırlık ve değerlendirme gereklilikleri oluşturur.

Başka bir deyişle, bu programların standartları öğretmenlerden yüksek bir profesyonellik seviyesi talep eder ve okulun üzerine de belirli yükümlülükler koyar. Böylece, IB ve Cambridge gibi uluslararası programlarda yer almak, kendi başına öğretmenlerin mesleki gelişimini ve öğretimin kalitesini sağlayan önemli bir mekanizmaya dönüşür. Aynı zamanda, öğretmenin faaliyetlerinin öğrenci başarıları, veli memnuniyeti ve açık dersler temelinde düzenli olarak değerlendirilmesi de önemli bir mekanizma olarak kabul edilebilir. Bu, esasen bir iç değerlendirme modelidir.

Buna ek olarak, özel okullarda bağımsız denetim mekanizmalarının uygulanması da önemli araçlardan biri olarak öne çıkabilir. Yani, uzmanlaşmış eğitim alanında faaliyet gösteren bağımsız denetim kuruluşları tarafından periyodik denetimlerin yapılması, okulların faaliyetlerinin daha objektif değerlendirilmesine olanak tanır. Bu tür denetimlerin dahil edilmesi, hem yönetimin kalitesine hem de öğretmenlerin mesleki gelişimine ek katkı sağlayabilir. Bu doğrultuda yapılan denetimler, eğitim kurumlarının faaliyetlerinin değerlendirilmesinde ayrı bir gösterge olarak kullanılabilir".

Eğer %35'lik ek ödeme okul için "profesyonel kadro değil, "mali yük" olarak kabul edilirse, bu, yüksek puan alan öğretmenin işsiz kalma riski demektir.

"Aynı zamanda, Bahtiyar Bey'in belirttiği gibi, bu teklifin belirli ek etkileri de ortaya çıkabilir. Örneğin, sertifikasyon sonuçlarına göre öğretmenlere %10–35 oranında ek ödeme yapılması modeli, özel okulların maliye politikalarını etkileyebilir. Şöyle ki, bu ek ödemelerin sağlanması için bazı durumlarda okullar, velilerden alınan eğitim ücretlerini artırmak zorunda kalabilirler.

Özellikle daha küçük özel okullar için bu konu belirli riskler yaratabilir. Çünkü mali imkanları sınırlı olan okullar, öğretmenlere ek ödemeleri sağlamak için eğitim ücretini artırmak zorunda kalabilirler ki, bu da sonuç olarak velilerin üzerindeki mali yükü artırabilir.

Burada aynı zamanda orta ve küçük bütçeli okullar için belirli riskler de ortaya çıkabilir. Çünkü %10 veya %35 gibi ek ödemeler, okulun genel bütçesi için oldukça ciddi bir mali yük oluşturabilir. Bu açıdan konuya risklerin değerlendirilmesi prizmasından da yaklaşmak gerekir.

Diğer yandan, böyle bir durumda bazı okullar mali yükten kaçınmak için sertifikasyonda yüksek sonuç göstermiş öğretmenlere öncelik vermek yerine, daha düşük puan almış öğretmenleri işe almaya eğilimli olabilirler. Örneğin, sertifikasyonda yüksek puan alarak %35 ek ödeme hakkı kazanmış öğretmen yerine, daha düşük puan almış ve ek mali yükümlülük yaratmayan bir öğretmenin seçilmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Genel olarak ise belirtmek gerekir ki, bu yaklaşım ve ileri sürülen teklif oldukça ilerici olup tartışmaya açıktır. Bugün için bu teklifin tam olarak uygulanması gündemde olmasa da, gelecekte daha geniş bir kamuoyu tartışmasının yapılması faydalı olabilir. Çünkü bu tür tartışmalar aracılığıyla hem bu girişimin avantajları hem de olası riskleri daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilebilir".

Ne yazık ki, bazen ilgili diploması olmayan kişiler bile özel okul öncesi kurum açmakta ve orada çalışmaktadır. Minimum standartların uygulanması, özellikle bu alanda durumu tatmin edici bir seviyeye yükseltmek için zorunludur:

"Bununla birlikte, minimum standartların varlığı zorunludur. Bu standartlar mutlaka uygulanmalıdır. Onların mali mekanizması, yani ek ödemelerin %10 veya %35 oranında olup olmaması ise ikincil bir mesele olarak tartışılabilir. Asıl mesele, eğitim alanında minimum kalite standartlarının sağlanmasıdır.

Bu talepler özellikle özel okul öncesi eğitim kurumlarına da şamil olmalıdır. Ne yazık ki, bazı durumlarda bu alandaki durum tatmin edici değildir. Bazen herhangi bir kişi özel okul öncesi kurum açmakta ve orada çalışan kişilerin bir kısmı ilgili alanda uygun uzmanlığa veya diplomaya sahip olmamaktadır.

Genel olarak eğitim hizmeti sunan özel sektörün faaliyetlerinin belirli standartlar çerçevesinde düzenlenmesi bürokratik bir engel olarak değil, aksine kalitenin sağlanmasına hizmet eden bir yenilik olarak kabul edilmelidir. Biz bu tür düzenleyici ve gelişim odaklı yaklaşımlara açık olmalıyız".

TƏCİLİ! Türkiyə qırıcıları İrana görə havaya qaldırıldı
Son HaberlerDaha fazla