Bugün mezun iş aramamalı, iş yeri açmayı düşünmelidir. Bunu bilim ve eğitim bakan yardımcısı Firudin Qurbanov “Yarının Bilim İnsanları” XV Cumhuriyet Proje Yarışması'nın ulusal final aşamasının resmi açılış töreninde söyledi.
Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: yükseköğretim kurumları öğrenciyi lider olarak mı yetiştiriyor? Öğrenci mezun olduğunda iş yeri açabilecek seviyede mi şekilleniyor?
AzEdu.az'a konuyla ilgili felsefe doktoru, Azerbaycan Genç Bilim İnsanı, Doktora Öğrencisi ve Yüksek Lisans Öğrencileri Derneği Başkanı İlqar Orucov açıklama yaptı.
Mülakatçımız, derslikte girişimcilik öğretmenin etkili olmadığını belirtti:
“Meseleye akademik prizmadan yaklaşıldığında, yükseköğretimin geleneksel bilgi aktarıcı rolünden çıkarak girişimci üniversite modeline geçişi gözlemlenmektedir. Ben uluslararası tecrübe ve bilimsel araştırmalar açısından meseleye ilişkin görüş bildirmek isterim.
Öğrencinin lider veya iş yeri açan kişi olarak yetişmesi sadece bireysel bir nitelik değil, kurumsal bir hedeftir. Uluslararası pratikte başarılı yükseköğretim sistemleri üniversite-sanayi-devlet işbirliğine dayanır. Bu modelde üniversite sadece personel yetiştirmekle kalmaz, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın merkezi bir aktörüne dönüşür. Öğrenci ve öğretim üyesinin bilimsel çalışmaları patentlenir ve gerçek iş projelerine dönüşür. Yani öğrenci, öğretim üyesiyle birlikte start-up'lar kurar, inovasyonları hayata geçirir.
Uluslararası tecrübeye bakmak faydalıdır. Belirttiğim örnekler, zaten oluşmuş üniversitelerin yaklaşımlarıdır. Ancak, Azerbaycan'da da girişimci ve “akıllı üniversite” modelleri kurulması gerektiğine inanıyorum.
Örneğin, Stanford ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü gibi üniversitelerde faaliyet gösteren iş inkübatörleri, öğrenciye fikirden şirket kurmaya kadar tüm aşamalarda destek vermektedir. Modern üniversitelerin iş inkübasyon merkezleri mevcuttur ve öğrenci üniversiteden sadece uzmanlık bilgileriyle değil, ek yetkinliklerle ayrılır. Bu bilgiler onu iş kuran, iş yeri yaratan bir kişi olarak şekillendirir”.
Öğrenciler, gerçek pazar problemlerini çözerek takım yönetimi ve kaynak dağıtımı gibi liderlik becerilerini test etmelidirler:
“Üniversite, uzmanlık alanına yönelik teorik bilgilerin yanı sıra, vergi, hukuk ve finans yönetimi gibi pratik alanlarda da bilgiler sunmalıdır. Bu bir ekosistemdir. Eğer üniversite içinde inkübasyon merkezleri ve start-up laboratuvarları yoksa, öğrenci bu bilgileri nereden edinecek?
Öğrenciye psikolojik hazırlık da verilmelidir. Başarısızlık ihtimali karşısında riskleri kabul etme, sorumluluğu üstlenme becerisi geliştirilmelidir. Sadece “bu fikir aklıma geldi, yarın uygulayayım” demek yeterli değil, onun sorumluluğu da taşınmalıdır.
Akademik araştırmalar, derslikte girişimcilik öğretmenin etkili olmadığını göstermektedir. Geleneksel 90 dakikalık ders formatı artık modern üniversite yapılanmasında arşive gönderilmelidir. Dünyada bu yönde farklı yöntemler uygulanmaktadır.
Öğrenciler gerçek pazar problemlerini çözmeli, takım yönetimi ve kaynak dağıtımı gibi becerileri pratik şekilde kazanmalıdırlar. Aynı zamanda onlara teorisyenler değil, gerçek iş tecrübesi olan mentorlar rehberlik etmelidir. Mentor desteği alan öğrenci start-up'larının ömrü daha uzun olur. Yalnızca teorik bilgi yeterli değildir; pratik beceriler ve gerçek iş tecrübesi önemlidir”.
Geleneksel üniversite mezunları ile üçüncü nesil üniversite mezunları arasında ciddi fark bulunmaktadır:
“Akademik literatürde vurgulanır ki, üniversitenin amacı herkesi lider yapmak değil, herkese girişimcilik düşüncesi aşılamaktır. Girişimcilik düşüncesine sahip mezun, problemi bir fırsat olarak görür.
Geleneksel üniversitelerin mezunları genellikle iş yeri açma yeteneğine sahip olmazlar. Çünkü sistem onları daha çok güvenli ve bağımlılık ruhunda yetiştirmiş, sorumluluk alma alışkanlığı kazandırmamıştır.
Açıkça belirtmek gerekir ki, geleneksel üniversite mezunları ile “üçüncü nesil üniversite” mezunları arasında fark vardır. Üçüncü nesil üniversiteler mezunu hazır bir iş planı veya faaliyet gösteren bir start-up ile uğurlar ve sonuç da bu zaman ortaya çıkar.
Üniversite, enstitü, yüksekokul veya akademi adından bağımsız olarak tüm yükseköğretim kurumları öğretim programlarını pazarla senkronize etmelidir. Öğrenciye hata yapması için güvenli bir laboratuvar, yani inkübatör ortamı sunulmalıdır. Ne yazık ki, bizim üniversitelerimizde bunların neredeyse hiçbiri yoktur. Yalnızca bazı yükseköğretim kurumlarında epizodik örneklere rastlamak mümkündür”.