Genel olarak, yabancı dili daha etkili ve sistemli bir şekilde öğrenmek için hangi yöntem ve yaklaşımlar tavsiye edilir?
AzEdu.az'a konuyla ilgili “Yılın genç öğretmeni”, İngilizce öğretmeni Aynur Axundova açıklama yaptı.
O, anlaşılır ve seviyeye uygun materyalin dil öğrenmenin temel şartı olduğunu belirtti:
“Bu soru bana sık sık yöneltilir: "Gerçekten yabancı dil öğrenmek zor mudur?" Ben bir öğretmen olarak meselenin dilin zorluğunda değil, ona nasıl yaklaştığımızda olduğunu düşünüyorum. Dil öğrenmek doğal bir süreçtir. Çocuk ana dilini gramer kurallarını ezberleyerek değil, duyarak, taklit ederek ve kullanarak edinir. Yabancı dil de aynı prensiple öğrenilmelidir.
Bazen biz grameri bir amaç olarak sunarız. Oysa gramer sadece bir sistemdir, dili doğru kurmaya yardımcı olan bir araçtır. Asıl amaç ise iletişimdir. Eğer öğrenci sadece kural ezberliyor, ama konuşmuyor, dinlemiyor ve okumuyorsa, bu süreç doğal olarak ona ağır ve yorucu görünecektir. Stephen Krashen'in de belirttiği gibi, insan önce anlayarak öğrenir. Anlaşılır ve seviyeye uygun materyal dil öğrenmenin temel şartıdır.
Diğer önemli nokta psikolojik bariyerdir. Öğrenciler çoğu zaman hata yapmaktan korkarlar. Oysa hata gelişimin ayrılmaz bir parçasıdır. Ben her zaman derim ki, dil bir ders değil, bir beceridir. Beceri ise ancak kullandıkça oluşur. Konuşmadan konuşma gelişmez.
Yabancı dili daha etkili ve sistemli öğrenmek için dört becerinin - dinleme, okuma, konuşma ve yazmanın paralel gelişimi önemlidir. Kısa, ancak sürekli pratik daha iyi sonuç verir. Dil bir sprint değil, bir maratondur. Sabır, doğru yöntem ve düzenli pratik olduğunda yabancı dil öğrenmek zor değil, aksine keyifli ve motive edici bir sürece dönüşür”.
Öğretmen, yabancı dili etkili öğrenmek için doğru yöntem seçiminin belirleyici rol oynadığını da vurguladı:
“Tecrübemde en verimli bulduğum birkaç yaklaşımı belirtebilirim.
Birincisi, aşamalı ve destekli öğrenme yaklaşımıdır. Lev Vygotsky'nin ‘Yakın gelişim bölgesi’ teorisine göre, öğrenci tek başına yapamadığı, ancak öğretmen veya daha bilgili biriyle birlikte başarabileceği görevler aracılığıyla daha hızlı gelişir. Yani materyal ne çok kolay, ne de aşırı zor olmalıdır. Optimal seviye seçilmelidir.
İkincisi, gölgeleme metodu (shadowing) oldukça etkilidir. Öğrenci duyduğu cümleyi aynı anda tekrarlar. Bu yöntem hem telaffuzu, hem tonlamayı, hem de akıcılığı geliştirir.
Üçüncüsü, iletişimsel yaklaşımdır. Dil kural üzerine değil, iletişim üzerine kurulmalıdır. Rol oyunları, diyaloglar ve gerçek hayat durumları konuşma becerisini daha hızlı geliştirir.
Dördüncüsü, düzenli ve kısa pratik prensibidir. Her gün 20-30 dakika sistemli çalışma, haftada bir kez uzun bir pratikten daha etkilidir.
Son olarak, gramerin bağlam içinde öğrenilmesi önemlidir. Kuralı ayrıca ezberlemek yerine onu cümle ve durum içinde kullanmak daha kalıcı sonuç verir.
Benim fikrimce, bu metotlar paralel uygulandığında dil öğrenme süreci daha kolay, sistemli ve motive edici olur”.