9 Mart tarihinde yapılan mezuniyet sınavı sırasında birkaç öğrencide yüksek stres nedeniyle sağlık durumunun kötüleşmesi vakaları kaydedilmiştir.
Bildirildiğine göre, bazı adaylar sınavın gerginliği nedeniyle bayılmış ve tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyulmuştur. Bu vakalardan biri olarak, bir kız öğrencinin de sınav sırasında bayıldığı belirtilmektedir.
Veliye göre, öğrenci sınav sırasında kendinde değildi ve yazdıklarını hatırlamadığını belirtti. Bu tür keskin stres reaksiyonlarının sınav sonuçlarına doğrudan olumsuz etki edebileceği vurgulanmaktadır.
Merak ediliyor, sınav öncesi veya sınav sırasında benzer bir durum oluştuğunda, öğrenciler kısa sürede kendilerini sakinleştirmek için hangi pratik adımları atmalıdırlar?
AzEdu.az'a konuyla ilgili psikolog Nizami Orucov konuştu.
Psikolog, öğrencilerin ‘sınavın sonucu ne olacak?’ gibi düşüncelerden uzaklaşıp yalnızca önlerindeki sorulara odaklanmasının önemli olduğunu belirtmiştir:
"Sınav öncesi bu tür durumlar maalesef nadir değildir. Öğrenci uzun süre hazırlık sürecinde yüksek beklenti ve sorumluluk hissiyle yaşar ve sınav yaklaştıkça stres seviyesi keskin bir şekilde artar. Bu gerginlik bazen fiziksel reaksiyonlarla, kalp çarpıntısının artması, baş dönmesi, titreme ve hatta bayılma ile kendini gösterebilir. Bu, çoğu zaman güçlü panik ve duygusal yüklenmenin sonucudur.
Sınav öncesi veya sınav sırasında böyle bir durum oluştuğunda öğrenci için en önemli adım nefesi ve dikkati düzenlemektir. Birkaç kez yavaş ve derin nefes almak, nefesi kısa bir süre tutup tekrar bırakmak vücudun gerginliğini azaltabilir. Aynı zamanda dikkati “sınavın sonucu ne olacak?” gibi düşüncelerden uzaklaştırıp yalnızca önündeki sorulara yöneltmek önemlidir. Bazen 1–2 dakika gözleri kapatıp sakinleşmek ve sonra sorulara başlamak paniği oldukça azaltır. Ayrıca sınava kadar olan saatlerde yeterince uyumak, ağır bilgi yükünden uzak durmak ve kendini başkalarıyla kıyaslamamak da stresi azaltmaya yardımcı olur".
Sınav binalarında psikologların bulunması zorunludur; çünkü öğrencinin bilgi seviyesi kadar, duygusal istikrarı da sonuca etki eder:
"Bu tür durumların önüne geçmek açısından sınav yapılan binalarda psikologların bulunması çok faydalı olabilir. Psikolog sadece problem oluştuğunda müdahale eden bir kişi değil, aynı zamanda önleyici destek veren bir uzman olmalıdır. Sınava gelen öğrencilerle kısa psikolojik sohbetler yapmak, panik yaşayanları sakinleştirmek, nefes ve dikkat tekniklerini uygulamak onların durumunu stabilize etmeye yardımcı olabilir. Bazen birkaç dakikalık psikolojik destek bile öğrencinin kendini toparlayıp sınava daha rahat başlamasına olanak tanır.
Genel olarak, sınavın sadece akademik değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğunu kabul etmek önemlidir. Öğrencinin bilgi seviyesi kadar onun duygusal istikrarı da sonuca etki eder. Bu nedenle eğitim sisteminde psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çok önemlidir".
AzEdu.az'a konuyla ilgili psikolog Gülnar Orucova da açıklama yapmıştır.
Psikolojik destek son ana bırakılmamalıdır. Okul psikologları 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerini bir araya toplamalı, oluşabilecek gerginliklerin önüne geçmek için onlara önceden manevi destek olmalıdırlar:
"Son dönemlerde veliler, üniversiteye hazırlık sürecindeki çocuklarını psikolog yanına ancak durum zirveye ulaştığında getiriyorlar. Çocuk artık: 'Ben hiçbir şey bilmiyorum, defteri açtığımda gözüme hiçbir şey görünmüyor' dediği an, aslında stresin en yüksek seviyesidir.
Ancak bu destek son ana bırakılmamalıdır. Okullar 9, 10 ve 11. sınıf öğrencileri için bu tür hizmetleri önceden organize edebilir. Okul psikologları sınava girecek öğrencileri bir araya toplamalı, onlara önleyici tavsiyeler vermeli ve oluşabilecek gerginliklerin önüne geçmek için onlara manevi destek olmalıdırlar.
Eğer okul psikoloğu bu işi yapmıyorsa, veliler kendileri inisiyatif almalıdırlar. Devlet kurumlarında, örneğin Ruh Sağlığı Merkezi'nde ve polikliniklerde ücretsiz psikolojik hizmetler mevcuttur. Veliler çocuklarını bu tür merkezlere götürerek maddi yük olmadan destek alabilirler. Maalesef çoğu zaman veliler, çocukta artık fiziksel belirtiler - ellerin titremesi, terleme, heyecan, kusma veya keskin sindirim sorunları kendini gösterdiğinde başvuruyorlar. Bu, artık psikolojik gerginliğin davranışa ve fiziksel sağlığa geçtiği aşamadır".
Okul öğretmeni özel dersle meşgul olmamalı, tüm enerjisini programın öğretimine vermelidir. Bu ayrım olursa, veliler ek masraf yapmaz, çocuklar ise 'para harcandı' baskısı altında ezilmezler:
"Sınavın kendi resmi kuralları var: aday sınavdan çıktıysa, durumundan bağımsız olarak geri döndürülmez. Bu kurallar herkes için eşittir ve onlara saygıyla yaklaşmak gerekir. Bu nedenle veliler daha uyanık olmalı, sorunları önceden görüp önüne geçmelidirler. Şahsen ben sık sık adaylar için ücretsiz seminerler ilan ediyorum, ancak ilginin az olduğunu görüyorum. İnsanlarda böyle yanlış bir düşünce var ki, ücretsizse, demek ki kaliteli değil. Halbuki bu imkanlardan faydalanmak çok önemlidir.
Adayın başarısında velinin desteği belirleyici rol oynar. Bizim velilerimiz ise çoğu zaman çocuklarını tehdit eder, ona: 'Üniversiteye girmezsen ne olacak?', 'Sana bu kadar para harcadık, özel ders hocasına para döktük' gibi cümlelerle baskı yaparlar.
Ben çok isterdim ki, ülkemizde de Türkiye'deki gibi bir sistem uygulansın: ortaokulda ders veren öğretmenler özel dersle meşgul olmasınlar, tüm enerjilerini okulda programın öğretimine yöneltsinler. Aynı zamanda, özel ders faaliyeti gösteren kişiler de (dershane öğretmenleri) devlet okullarında çalışmasınlar. Bu ayrım olursa, veliler ek hazırlıklara büyük meblağlar harcamaz, çocuklar ise 'para harcandı' baskısı altında stres ve travma yaşamazlar. Bu, aynı zamanda gençler arasında yaşanan intihar vakalarının önüne geçmeye de yardımcı olur".
Sınava iki gün kala çalışmayı bırakmalısınız. Çünkü son ana kadar çalışmak sizi başarıya değil, aksine, beynin aşırı yorulmasına götürür:
"Genel olarak, sınav günüyle ilgili adaylara bazı tavsiyelerim var. Sınav yaklaştıkça birçok genç "kağıdı açtığımda hiçbir şey bilmiyormuşum gibi hissedeceğim" veya "yarın sınav var, ama sanki hiçbir şey okumamışım" diye endişeye kapılır. Bu, beynin stres öncesi verdiği tamamen normal ve doğal psikolojik bir reaksiyondur.
Bu durumu minimuma indirmek için öncelikle sınava iki gün kala çalışmayı bırakmalısınız. Çünkü son ana kadar çalışmak sizi başarıya değil, aksine, beynin aşırı yorulmasına ve sonucun zayıflamasına götürür. Ders sürecini doğru planlamak önemlidir: her üç saatlik okumadan sonra mutlaka yarım saat mola verilmelidir. Boş zamanınızı telefonla değil, size ilginç gelen başka uğraşlarla geçirmeniz tavsiye edilir; telefondan maksimum uzak durmak zihinsel sakinlik için çok önemlidir. Aynı zamanda uyku düzenine ve beslenmeye özel dikkat göstermelisiniz.
Yaz öncesi bazı insanlarda güneş enerjisinin etkisiyle serotonin (mutluluk hormonu) artsa da, bazıları vitamin eksikliği veya hava değişikliği nedeniyle kendilerini halsiz ve depresif hissedebilirler. Bu dönemde uyku düzeninizi korumalı (günlük 8 saat), "fast-food" ve ağır karbonhidratlardan kaçınıp, daha çok meyve-sebze ve doğal gıdalar tüketmelisiniz.
Velilerinizle iletişim de başarının bir parçasıdır. Onlara "her ne olursa olsun, ben başarı kazanacağıma eminim" diyerek güvenlerini kazanın. Onlar da kendi sırasıyla "biz seni hem başarınla, hem de başarısızlığınla kabul ediyoruz" dediklerinde, bu, ergenin üzerindeki gerginliği azaltır.
Eğer psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, bunu velilerinize mutlaka bildirin. Azerbaycan'da psikolog randevusu o kadar da pahalı değil, fiyatlar yaklaşık bir deneme sınavının ücreti kadardır. Unutmayın ki, sınavın sonucu doğrudan sizin iç rahatlığınızdan bağlıdır. Kendinize değer verin ve kendinize inanın – başarılı sonuç işte bu inançtan doğar".