Okul öncesi eğitim kademesi, genel eğitim stratejisinin temel sütunu olarak kabul edilir. Bu aşamadaki atmosfer, sorunlar ve perspektifler, daha sonra eğitimin diğer üst katmanlarını da ciddi şekilde etkiler.
Yerel okul öncesi eğitim sürecinde son yıllarda gelişim niteliğinde belirli çalışmalar yapılmakta, birçok eksiklik giderilmektedir. Özellikle de anaokullarının yerel icra organlarından alınarak Bilim ve Eğitim Bakanlığı'nın bünyesine verilmesi, eğitimin bu kademesinde çok ciddi canlanmalara yol açtı.
Ancak ne yazık ki, bugün de okul öncesi eğitim segmentinde birçok yeniliğe, özellikle de metodik yönde farklı yaklaşımların uygulanmasına ciddi ihtiyaç vardır.
Okul öncesi eğitimin misyonu ve felsefesi uluslararası deneyimlerde kendini yüksek düzeyde yansıtmaktadır. Farklı ülkelerde okul öncesi eğitimin içerik çizgisi ve standartları arasında ciddi benzerlikler olsa da, bazı spesifik farklılıklar da dikkat çekmektedir. Bu spesifik özellikler, farklı ülkelerin okul öncesi eğitime olan yaklaşımının göstergesidir. Bu örneklerin başarılı bir şekilde uygulanması, yerel okul öncesi eğitim ortamında da ciddi gelişmelere yol açabilecektir.
Azerbaycan'da faaliyet gösteren okul öncesi eğitim kurumlarının uluslararası deneyimden kazanacağı 3 büyük özellik vardır:
-başarılı içerik çizgisi;
- kabul kuralları;
-eğitim sırasında uygulanan davranış kuralları.
“Anaokulunu Evde Kur” -Japon modeli
Japonya'da okul öncesi eğitim kurumlarının itibarı toplum içinde çok yüksek değerlendirilmektedir. Burada üniversite ve okullarda da çocuk anaokulları düzenlenmektedir ki, benzer bir uygulamanın ülkemizde de hayata geçirilmesine ciddi ihtiyaç vardır.
Kurallara göre, küçük yaştaki çocuğu anaokuluna göndermeyen aile, bunun yerine okul öncesi kurumda çocuklara uygulanan tüm gerekli programları ev içinde kendi çocuğuna da öğretmekle yükümlüdür. Bunun için aile reisleri özel kurslara giderek gerekli bilgileri öğrenirler.
Japonya'da okul öncesi eğitim segmentini geliştiren bir başka detay ise, ülkede bu yönde özel çocuk anaokullarının kitlesel olarak düzenlenmesidir. Burada özel anaokulları, genel okul öncesi eğitimin yaklaşık %80'ini kapsamaktadır. Devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarının eğitim-öğretim sistemleri arasında ciddi bir fark yoktur. Okul öncesi eğitim sistemlerinde ödeme ücreti, velilerin gelir miktarı, evdeki çocuklarının sayısı ve kaçıncı çocuğun anaokuluna gittiği ile belirlenir.
Japonlarda erken yaş çocuklarının eğitim-öğretim sürecinin kendine özgü bir felsefesi, ilkeleri ve normları vardır ki, bunlar özel bir örnek olarak yerel eğitim ortamında da belirli ölçüde yansıtılmalıdır. Bu eğitim-öğretimde temel ve önemli olanlar şunlardır:
Japon anaokullarında hatta 1 yaşındaki bebekte bile özgüven duygusu oluşturulmalı, korku hissi ortadan kalkmalıdır. Yani, burada eğitim-öğretim süreci çocuğun bir yaşından itibaren başlatılır ve hayata hazırlığın ilk aşaması olarak değerlendirilir;
Anaokuluna giden bebek 2 yaşına ulaştığında, artık bazı el işlerine, bu alandaki yaratıcılığa ciddi ilgi göstermelidir. Belirtilen ilkeler bu yaşa kadar zaten aşılanmış olmalıdır. Bunun için ise özel olarak hazırlanmış programlar kullanılır. Bu program elbette sadece 1-2 yaşla sınırlı olmayıp, 6-7 yaşa kadar olan dönemi kapsamaktadır.
Özellikle belirtmek gerekir ki, yerel okul öncesi eğitim kurumlarında küçük yaştakıların yaş gruplarına göre ayrımı olsa da, bu, içerikten çok biçime hizmet eden bir kriter olarak nitelendirilmektedir. Yani, 1-3 yaş aralığında olanlarla daha büyükler arasında farklılaştırmaların yapılması, onların gruplara ayrılması daha çok küçük yaştakıların korunması olarak düşünülmektedir. Gerçekte ise bu mekanizma içerik itibarıyla da zenginleştirilmeli ve her yaş grubunun gelişim parametreleri hazırlanmalıdır.
Anaokulunda Dünyayı Anlamak – Ciddi İngiliz Modeli
İngiltere'de “erkən təməl mərhələ” olarak adlandırılan okul öncesi eğitim, çocuğun 6. ayından başlar ve 5 yıl devam eder. Burada çocuğun 6 yaşına kadar olan eğitim-öğretim sürecinin temel görevleri, onun bir kişilik olarak gelişimi ve okula hazırlık ilkeleri ile belirlenir. Hem okul öncesi eğitim sisteminde hem de evlerde bu ilkeler esas alınır.
İngiltere'de okula hazırlık eğitim segmentinin birçok olumlu yönü vardır. Bu, hem içerik hem de organizasyonel açıdan değerlendirilmelidir. Örneğin, ülkede anaokullarına kabul kurallarında ilginç bir nokta bulunmaktadır. Çocuklar, daha yüksek statülü bir anaokulunda okumak ve kendilerini geliştirmek için 3 veya 4 yaşında belirli bir denetimden geçmelidirler. Onlar denetim sırasında eğitim kurumuna toplanır, becerilerini, öğrendiklerini sergileyebilecekleri oyunlar oynar, dans eder, birbirleriyle sohbet ederler. Yani, sınav mekanizması sadece ve sadece küçük yaştakının hafıza göstergesi, entelektüel becerilerini kapsamaz. O, sıralanan kriterler aracılığıyla artık kendi hazırlık seviyesini gösterebilir.

Öğretmenler ise onları gözlemleyerek, böyle bir ortamda nasıl davrandıklarına, öğretmenlerin onlardan sorduklarını ne derecede anlayıp, hangi seviyede cevap verdiklerine dikkat ederler. Bunun temelinde öğretmenler, bu çocuklardan her birinin temsil ettikleri okulda eğitim almaya ne derecede hazır olup olmadıklarını belirlerler. Öğretmenlerin seçimlerini etkileyen temel faktör, çocukların yetenekleri, becerileri, hazırlık seviyesidir. Başka faktörler, örneğin çocuğun ailesinin maddi imkanları bu seçimi neredeyse hiç etkilemez. Herkes kendi okulunun itibarını daha üstün tutar.
İngiltere anaokullarındaki kabul kuralları pilot nitelikte olsa da, yerel okul öncesi kurumlarımızda uygulanması çok önemlidir. Çünkü bu tür denetimlerden sonra özel yetenekli ve entelektüel-yaratıcı becerilere sahip çocuklar seçilerek aynı ortamda gelişirler.
Ayrıca, bu yöntemlerle çocuklar aşağıdaki yönlerde hazırlanmalıdırlar:
Özgür Ruhlu Bebekler – ABD Anaokulu Modeli
ABD deneyiminde okul öncesi eğitimin temel özelliği, buradaki günlük program ve bunun çocuklar için faydalılığının doğru bir şekilde hesaplanmasıdır. Azerbaycan okul öncesi eğitim ortamına getirilmesi gereken temel yeniliklerden biri de ABD deneyimindeki kabul, günlük rutinler ve içerik standartlarıdır. Burada günlük faaliyet her gün önce bir saat boyunca çocukların yeterince oynamasıyla başlar. O gün küçük yaştakılar için oyunların ardından önemli olaylar hakkında konuşur, ilginç sorular etrafında dostça, hiçbir kompleks olmadan sohbet ederler. Öğretmen de önemli bir olayı hatırlatabilir. Neden önemli olduğunu açıklayabilir ve çocukların her biri kendi fikirlerini söyleyebilirler.
Daha sonra çocukların her biri, önceden kendisine verilmiş somut bir görev temelinde çalışmaya başlar. Bu görevler oyun, yazı, şiir söylemek, okumak, yazmayı öğrenmek, herhangi bir figür yapmak vb. olabilir.
Tüm eğitim süreci, çocuğun muhakemeler yapmasına, somut konularla ilgili fikir yürütmesine, serbest seçim yapma, bağımsızlık, özgürlük hislerinin geliştirilmesine yöneliktir.

ABD anaokullarında günlük içerikli programın yanı sıra, kabul kuralları da çok ilginçtir. Çocuğu okul öncesi kuruma kaydettirmek için veliler 4 ay önceden dilekçe ile başvurmalıdırlar. Belgeleri sunmadan önce tıbbi muayeneden geçmek gereklidir. Yerel okul öncesi kurumlarda bazen sıra olur, ancak önceden başvurulursa, çocuğun seçilen anaokuluna girme şansı oldukça yüksektir. Belgeler sunulduktan 4 ay sonra çocuğa anaokulunda yer ayrılmalıdır. Velilerin çocuğun anaokulunda kalacağı süreyi seçme hakkı, aynı zamanda sözleşmeye ciddi şekilde uymak yükümlülüğü vardır.
Anaokullarında çocuk sayısı katı kurallarla düzenlenir: 1 eğitimciye 3 yaşındaki 4 çocuktan fazla, yahut 3 yaşından büyük 4 küçük yaştan fazla çocuk emanet edilemez. Üstelik, gruptaki çocuk sayısı 21'den fazla olmamalıdır. Bu nedenle, bir grupta 3-4 eğitimcinin olması şaşırtıcı değildir.
En Farklı Metotlar-Fin Örnekleri
Finlandiya okul öncesi eğitiminin de oldukça ilginç ve ülkemizde uygulanması mutlak olan yönleri vardır. Burada anaokullarının tek bir programı yoktur, ancak aşağıdaki ilkelere dayanır: sevgi, saygı, hem çocuklara hem de onların eğitimcilerine verilen faaliyet özgürlüğü.
Finlandiya'da okul öncesi hazırlıktan yerel yönetim organları sorumludur. Okul yaşına kadar, yani altı yaşına kadar tüm çocuklar okul öncesi hazırlığa katılma hakkına sahiptirler. İster belediyeye ait olsun, ister özel anaokulları 9 aydan 6 yaşına kadar çocukları kabul eder, oysa Fin çocukları genellikle 1,5-2 yaşından itibaren anaokuluna gitmeye başlarlar. Okul öncesi eğitimin zorunlu aşaması, 6 yaşına giren çocuklar için bir yıl süren hazırlığı kapsar. Çocuklar genellikle altı yaşta hazırlıklara dahil edilir, 7 yaşta okula giderler.
Çocuk anaokullarında standart çalışma rejimi saat 6:00–6:30 ile 17:00–17:45 arasındadır. Finlandiya'da ebeveynleri vardiyalı çalışan (doktorlar, polis memurları) küçük yaştakılar için de çocuk anaokulları var ve bu tür anaokullarında günlük çalışma rejimi farklıdır.
Finlandiya'da çocuk anaokullarıyla ilgili bir başka örnek teşkil eden nokta, onların birkaç tipe ayrılmasıdır. Bu tür bir tipoloji, ülkede anaokullarının nicelik ve nitelik açısından gelişimine güçlü bir ivme kazandırır. Yalnızca devlet ve özel anaokullarından oluşan yerel okul öncesi eğitim segmentimizde bu tür bir tipolojinin uygulanması çok faydalı olabilir: Belediye anaokulları. Her grupta 10 ila 25 çocuk bulunur ve onlarla 2-3 öğretmen ilgilenir.
Finlandiya'da ebeveynlerinin de izleyebileceği açık anaokulları vardır. Bu tür çocuk anaokulları bir nevi ilgi kulübüne benzer: ebeveynler çocuklarıyla birlikte kilden heykel yapar, resim çizer, masal okur, oyun oynarlar. Bu anaokullarında etkinlikler ücretsizdir. Ülkede etkinliklerin yabancı dilde yapıldığı okul öncesi kurumlar da faaliyet göstermektedir.
Finlandiya anaokullarında çocuk sayısı katı kurallarla düzenlenir: 1 eğitimciye 3 yaşındaki 4 çocuktan fazla, yahut 3 yaşından büyük 4 küçük yaştan fazla çocuk emanet edilemez. Üstelik, gruptaki çocuk sayısı 21'den fazla olmamalıdır. Bu nedenle, bir grupta 3-4 eğitimcinin olması şaşırtıcı değildir. Finlandiya'da farklı yaşlarda olan çocuklar aynı gruba katılabilir. 0-3 veya 3-6 yaş arası çocukların olduğu gruplar var. Finlerin görüşüne göre, bu, çocuklarda işbirliğini ve iletişim becerilerini geliştirir.
Burada okul öncesi kurumlarda çocukların girişimciliği ve serbestliği her türlü yolla teşvik edilir. Öğretmenler çocuklara nispi serbestlik verir: göletlerde oturmak ve ıslak kumla oynamak yasak değildir. Çocuklar istemediklerini yapamazlar, diyelim ki bebek yemek istemiyorsa, buna zorlanmaz.
Görüldüğü gibi, Finlandiya eğitim sisteminde okul öncesi eğitim sürecinin birçok örnek uygulaması mevcuttur. Ülkemizde anaokullarına olan tekdüze yaklaşım – anaokullarının sadece çocuk bakma kurumu, dadılık enstitüsü gibi algılarını ortadan kaldırmak için bu tür örneklerden faydalanmak çok mantıklıdır.
Her Ev Bir Anaokulu -İsrail Modeli
İsrail örneğinde ise belirtebileceğimiz temel detay ev anaokullarına özel dikkat gösterilmesidir. Doğrudur, “ev anaokulları”, “aile-anaokulu” modeli birçok ülkenin deneyiminde uygulanmaktadır. Ancak İsrail'de bu mekanizma daha düzenli bir şekilde hayata geçirilmektedir. Yerel anaokulu sistemimiz için İsrail örneğinden alabileceğimiz temel detay işte budur.
Aynı anda 5-8 çocuğu kabul eden İsrail ev anaokulları, ilgili uzmanlık kursunu bitirmiş ev sahibi tarafından düzenlenir. Aynı zamanda eğitimci olarak çalışan ev sahibi hem özel girişimci hem de şehir belediyesinin desteğiyle faaliyet gösterebilir. Genellikle İsrail'de ev çocuk anaokullarının kendi çocuk oyun alanları olmaz. Bu nedenle yaşça küçükleri çocuk arabalarında en yakındaki çocuk oyun alanına götürür, diğerleri ise el ele tutuşup, sıraya dizilerek kendileri oraya giderler.
Burada bebeklerin (1,5 yaşa kadar) günlük rejimi, onların fizyolojik özellikleri dikkate alınarak planlanır. Çocuklar kitap okuma, müzik dinleme ve oyun oynama (büyük ve küçük motor becerilerinin gelişimi dahil olmak üzere) gibi etkinliklere zorla dahil edilmezler. Etkinlikler hoş bir atmosferde, sevgi ve şefkatin hakim olduğu bir ortamda yapılır, çünkü bu yaşta en önemli mesele çocukları sevgi ve şefkatle kuşatmaktır.
1,5 yaş, çocukların aktif araştırma dönemidir. Çocuklar gördükleri her şeyi merakla öğrenir, personel gözetiminde çeşitli materyallerle tanışır, etkinliklere katılırlar. İşte bu yaşta da çocukları izin verilenlerin sınırlarıyla tanıştırır, dostluk ve karşılıklı ilişkiler anlayışının temeli atılır.
Personel, yaşça büyük olan gruptaki çocukların (2 yaşından yukarı) karşısına öğreten ve idrak sürecinde vazgeçilmez bir aracı olarak çıkarlar. Konuşma gelişimine özel dikkat gösterilir. Ancak temel nokta, çocuklara hayatın bir sonraki aşamasında çok ihtiyaç duyacakları bağımsızlığı öğretmektir.
Elmin Nuri
Eğitim Meseleleri Araştırmacısı