Okul öncesi eğitimin zorunlu olması meselesi, modern eğitim politikasında geniş çapta tartışılan konulardan biridir. Erken yaş dönemi, çocuğun entelektüel, psikolojik ve sosyal gelişiminin en hassas ve şekillendirici aşaması olarak kabul edilir. Bu aşamada kaliteli bir eğitim ortamına dahil olmak, çocukların bilişsel becerilerinin, iletişim alışkanlıklarının ve ilk akademik yetkinliklerinin oluşumuna önemli etki eder.
Araştırmalar gösteriyor ki, okul öncesi eğitim almayan çocuklarla aynı sınıfta olan çocuklar arasında ilk akademik ve bilişsel beceri farkı dikkat çekmektedir. Bu durum, sınıfta performans farklılıklarına, öğretmenlerin ders planlamasının zorlaşmasına ve erken eğitimin avantajlarından yararlanan çocuklarla diğerleri arasında sosyal entegrasyon gecikmelerine neden olmaktadır.
Okul öncesi eğitimin zorunlu olması tartışılmalı mı?
Konuyla ilgili AzEdu.az'a açıklama yapan Milli Meclis Bilim ve Eğitim Komitesi üyesi, milletvekili Mehriban Vəliyeva, bu meselenin mutlaka geniş bir toplumsal ve bilimsel tartışmaya açılması, ciddi bir araştırma konusu olması gerektiğini belirtmiştir:

"Bunun birkaç temel sebebi var. Erken yaş dönemi, çocuğun bilişsel becerilerinin, konuşma ve iletişim alışkanlıklarının, duygusal-entelektüel gelişiminin, sosyal davranış modellerinin oluştuğu en önemli aşamadır. Bu aşamada kaliteli bir eğitim ortamı, gelecekteki okul başarısının temelini atar. Okul öncesi eğitimin zorunluluğu, sosyo-ekonomik durumundan bağımsız olarak tüm çocuklar için aynı başlangıç fırsatını sağlayabilir, bölgelerarası ve ailelerarası eğitim farklılıklarını azaltabilir."
Araştırmalar gösteriyor ki, erken eğitime dahil olan çocuklar sonraki eğitim kademelerinde daha yüksek başarılar elde eder:
"Ayrıca okulu yarıda bırakma riski daha düşük olur, iş gücü piyasasına daha hazırlıklı girerler. Ancak tartışma sadece "zorunlu olsun mu, olmasın mı" çerçevesinde değil, "nasıl, hangi model temelinde ve hangi şartlarla" soruları etrafında yürütülmelidir. Öncelikle ekonomik faktörler dikkate alınmalıdır. Eğer okul öncesi eğitimde erişilebilirliği %50'ye ulaştıramamışsak, bu durumda yeni anaokullarının inşası, öğretmenlerin yetiştirilmesi ve bakım masrafları devlet bütçesine yük oluşturabilir.
Uzun vadeli ekonomik faydasına gelince, diyebiliriz ki, erken eğitime yapılan yatırım gelecekte sosyal yardım harcamalarının azalmasına, işsizliğin azalmasına, verimliliğin artmasına, çalışan ebeveynler için okul öncesi eğitimin sosyal destek fonksiyonu taşıdığı için istihdam seviyesinin artmasına neden olabilir.
Tüm bunları sağlamak için ise bu alanda ciddi reformlara ihtiyaç vardır. Halihazırda alternatif modeller uygulanmaktadır. Örneğin: devlet ve özel sektör ortaklığı modelinin faydalı olduğunu düşünüyorum. Genel olarak, özel ve belediye sektörlerinin imkanları ve rolü gözden geçirilmelidir. Neden işletmeler imkanları dahilinde çalışanların refahı için bu imkanları yaratmasın?
Okul öncesi eğitimin zorunlu olması meselesi tartışılmalıdır ve bu tartışma bilimsel esaslara, sosyal gerçekliklere ve ekonomik imkanlara dayanmalıdır. Zorunluluk ancak aşağıdaki şartlarla verimli olabilir: kaliteli ve erişilebilir altyapı mevcutsa, öğretmen eğitimi yüksek seviyedeyse, sosyal eşitlik ilkesi korunuyorsa, öğretim programlarının kalitesi varsa, özel bakıma ihtiyacı olan çocuklar için uygun koşullar sağlanıyorsa, ebeveynlerin bilinçlendirilmesi yapılıyorsa. Aksi takdirde, amaç erken gelişimi güçlendirmek olsa da, sonuç beklenen etkiyi vermeyebilir."